İki farklı farkediş


1996 senesi Yusufeli'den ilk uzun süreli ayrılışım idi. Yusufeli'den başka bir ilde yaşamak beni heyecanlandırmış ve mutlu etmişti. Sosyal ve kültürel olanaklarının zayıflığı benim gibi o dönemim genç nüfusunu belki de sıkmış olacaktı ki bir daha dönmek istemezcesine bir ayrılıştı oldu bu. Ankara'ya gidişimle artık Yusufeli'yi hiç özlemeyecektim kesinlikle...

Ankara'daki eğitim süresinin ilk aylarında bu düşüncem değişmedi. Ama ilerleyen aylarda "memleketim" haykırışının ne olduğunu anlamamı, daha dün gibi hatırlıyorum. Üniversite hayatımda sık sık Yusufeli'ye gitme isteğim,  Çoruh Nehri'nin aykırı sesini duyma isteğim, Kaçkar Dağı eteklerindeki çam ağaçlarını kokusunu alma isteğim, işte bu sebeple doğmuştur. Belki de içinde yaşadığım bu cenneti ancak keşfedebilmiştim.
 
Yusufeli yani memleketim, şimdilerde dünyanın en yüksek kaya dolgu barajı olma niteliği taşıyan devasa bir yapının oluşum aşamasında. 270 metre yüksekliğindeki baraj tamamlandığında ülkemizin yıllık enerji üretiminin yüzde 0,6 lık kısmını karşılayacak. Bu rakam Yusufeli Barajı'nın ne kadar büyük bir poje olduğunu gözler önüne seriyor. İptal edildi-edilecek, yapıldı-yapılacak söylemleri ile yavaş yavaş ilerleyen baraj, Yusufeli'de yaşayan hemşehrilerimi eminim ki yürekten etkiliyordur. Ve de belki de aynı benim yaşadığımı gibi Yusufeli cennetini fark edişimin bir benzerini yaşamaktalar. 
 
Öyle görülüyor ki, yaşanan süreçden en çok Yusufelililer etkilenecek. Fakat bu süreçte benim gibi Yusufelililerin yapması gereken bence, terazinin iki kefesini de iyi değerlendirmek ve buna göre haraket etmek en doğru fikir olacak.Yusufeli'ye yakışır, güzel şeyler olması dileğiyle...
 
 
 
 


Tarih: 10.03.2011

| YUSUFELİ'NİN SESİ |
http://yusufelininsesigazetesi.com/